Kayıtlar

O/da

 Asansör, kata gelmek üzere. İnip çıktığı katları gösteren ışıltılı kırmızı panoda rakamlar ilerliyor. Boydan boya camlı otelde kamburu andıran bir çıkıntıydı asansör. Sokaktan bakınca, ağır ağır tırmanışında fark ettim. Onuncu kat koridorda ilerliyorum. Önlerinden geçerken sağlı sollu odalarda kimsenin kalmadığı şüphesi bana eşlik ediyor. Kapı numaralarını okuyorum. Yıllardır odalarda varolmuş da artık kaybolmuş sesleri parça parça kafamın içinde bekletir gibiyim. Ne çok ses vardı eskiden. Kendimden biliyorum. Artık herkes içinden konuşuyor. Nihayet koridorun sonunda odama yaklaşıyorum. Hakkımda tek kelime bilmeyen kapı kilidinin açılması için anahtar kartımı okutuyorum. Karanlık zihninde geçmişe ait ne varsa silmek için yapıyorum bunu. Kendimi tanıtıyorum. Kendimi tanıtarak geçmişi yok etme bencilliği. Çünkü beni tanımazsa odama almayacak. Tek kişilik odada kadife güneşlikler eteklerini yere bırakıp kapanmış. Güneşin heyecanını zeminde solduran bir rengi var halının; gri, dumanlı...

Peruk

 Bugün  Günlerdir aynı yemekleri ısıtıp buzdolabına koyuyorum. Kahvaltı için dünden kalan kıymalı pidelerden ısıttım. Tekrar koydum dolaba. Müzik dinlemek istiyorum. Kasetçalarım var benim. Grundig. Amcam evi satın aldığımda hayırlı olsuna getirmişti. Sevim Abla’nın kaseti var içinde.  Geldiği Gün  Amcam, “Peruk mu o başındaki,” dedi. Babam sorunun üstüne, “Kalmasın sende o, gitsin evine,” dedi. Babam söylenirken amcam ayakkabılığa yönelmişti. Kapıdan çıkmak üzere olan annemle babama sırtı dönüktü. Duymamıştır belki. Sessiz söyledi babam, duymasın diye. Zaten babam yüksek sesle de söylese, amcamın yüzü onlara dönük de olsa duyacak hali yoktu. Sırtında yük varmış gibi bükülmüştü. Bakımsız haline düzensiz sakalı kirlilik veriyordu. Yitirmişliği ise yengemdendi. Babam amcamdan zengindi. “Yalnız yaşıyorum ben artık,” diyerek aile mirasından hakkından fazla olanı istemişti amcam. Araları iyi değildi babamla. Annem de sevmezdi amcamı. Yengemden yana oldu hep. “Mehmet çok e...